Sanat ve Nefret İlişkisi

July 3, 2018

          Geçenlerde NBC'nın Ahlat Ağacı filmini gördüm. Aman NBC'ı eleştirirsem, entelektüel seviyem ile ilgili sorgulanırım, sanat çevresinden aforoz edilirim kaygılarını bir kenara bırakıp, 3 saat 7 dk süren filmin her saniyesinden ne kadar nefret ettiğimi açıklıkla söyleyeceğim. Bunaldım, ruhum daraldı tüm film boyunca. çıkmak istedim. Neden oturdum da izledim bi fkirim yok doğrusu. 

Şimdi tüm bunların üstüne kendime sorduğum soruları biraz maddeleştirerek bahsedeceğim çünkü ben de düşünürken içinde kayboluyorum. 

 

          1. Uzak - Bir Zamanlar Anadoluda - Kısmen izlediğim Kış uykusu filmlerini bir şekilde sevdim ya da sevmesem de "anla"dım ve "saygı duy"dum. Bir zamanlar Anadolu'dayi izlerken 3 saatin geçtiğini bile anlamamıştım. Peki neden bu filme karşı bu kadar nefret doluyum. Beğenmeyebilirsin ama saygı duyar geçersin. Beni rahatsız eden şeyin kendi hayatımda bir karşılığı var mı diye düşünüyorum ki bu ara sıklıkla Yoga Eğitimi sırasında kendimi sorduğum bir soru bu ama hiç bir yerden bir bağlantı kuramıyorum. 

 

          2. Bence sanatın ve sanatçının her zaman "kötü" eser çıkarma hakkı vardır. Kesinlikle arkasında durduğum bir durum. İlla bir baş yapıt sergiledin diye sonradan gelen eserin daha da iyi olacak diye bir durum söz konusu değil... Her nasıl bedenimizin, ruhumuzun hergün aynı şekilde olamayacağını konuşuyorsak, bir gün matın üzerinde esnek ve dengeliyken bir diğer gün matın yer çekimi her zamankinden daha güçlü olabiliyorsa, üretim de böyle bir mesele benim için. Özellikle de sanatsal üretim. 

( peki o zaman bu nefret niye ) 

 

          3. Filmden çıktıktan sonra okuduğum çeşitli NBC sineması güzellemeleri beni iyice çığrımdan çıkardı. Kimisi TDK'nun Ahlat kelimesi anlamı üzerinden filmi haklı çıkarmaya çalışmış.

 

1. isim, bitki bilimi Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster)

2. bitki bilimi Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi

3. Kaba adam, yol iz bilmez kimse

 

"Kendi kendine yetişen" "yabani" "dağlı" "iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen"  kelimeleri üzerine karakter analizlerine girmiş. 

( "Kaba adam" tam da eleştiriyi yazanın dayanacağı cinsten zaten yazmıyorum bile.) 

Kimisi de NBC'nın doğduğu coğrafya ile karakter arasında bir takım yakınlıklardan yararlanarak otobiyografik bir analiz yapmış. 

Bu güzellemeler böyle sürüp gidiyor. ( peki bu nefret niye ) 

 

         Tek aklıma mantığıma sığan yazının linkini de burdan paylaşıyorum ( ben üşenip de yazmadım, yazanı bulunca paylaşayım dedim. linkte bir link daha mevcut onu da okumanızı tavsiye derim. ) 

https://medium.com/türkiye/ahlat-ağacı-ve-nbc-sineması-2bc793b06cdf

 

         4. Filmde gördüğüm STM kamyonu ( Ancak sektördekilerin bilebileceği birşey farkındayım. STM ; set hizmetleri sağlayan bir firma ).  Zaten bir türlü yerleşemediğim seyirci koltuğundan beni aldı uzayın boşluğuna fırlattı. 

         Hatadır olur. Mikrofon da olur, ışık kablosu da vs.... Ancak koskoca bir kamyonun gözden kaçmayacağı besbelli, bunu da bi biz anlayacağımıza göre ustanın sektöre küçük şakası diye mi değerlendirmem gerekiyor acaba ? ( yine sinirlendim, neden bu öfke ) 

 

          Sonuç; Ben filmi değil kendimi sorguladım bu film izleme deneyimiyle .... Saygı diyoruz, olduğu gibi kabul etme diyoruz, birşey seni sinirlendirmez sen ona sinirlenirsin o zaman nedir sinirlendiren bunu sorgula diyoruz... ben çıkamadım işin içinden... yazarsam belki çıkar dedim. Şimdilik o da yok. Olursa paylaşacağım. :) 

Please reload

Yazılarınızı bekliyoruz.

Birbirimize ilham olmaya devam.

info@yoga8nisantasi.com

22.12.2018

Please reload