Mutlu İnsan Projesi

July 6, 2018

Geçenlerde Beşiktaş motoruna yetişmek için koşarken kırmızı tişörtlü, bir akü firması çalışanının yoldan çevirdiği birine “Mutlu İnsan Projesi’nden” bahsettiğini duydum. Acelem olduğu için durup devamını dinleyemedim ama proje bu isimle büyük ses getireceğe benziyor. :)


Günümüzde yaptığımız tüm eylemler mutlu olmak ve iyi hissetmek üzerine kurgulanmış durumda. Yaptığımız spor, yediğimiz çikolata, dinlediğimiz müzik, okuduğumuz kitap hepsinin hedefi bizi iyi hissettirmek. Peki, biz ne zaman rotamızı sadece mutlu olma hedefine kilitledik? İstediğimiz hayatı yaşamak için iyi hissetmemiz şart mı? O hayatı yaşayabilmek için önkoşul mutluluk mu? Öyleyse ilk ne zaman duyduk ve hayatımıza girdi bu mutluluk kavramı?


Mutluluğun ne anlama geldiğini sözlüğe bakmadan bir çırpıda söyleyebilir misin? Nedir mutluluk senin için? Bir an düşün ve kendi kelimelerinle bir tanım yap kendine. Sonra da bir bak, bu mutluluk denen şey senin ulaşmak istediğin bir hedef mi yoksa çoktan o tanımı yaşamaya başladın mı?


Hepimizin mutluluk tanımı farklı olsa da birçoğumuz toplumun bize öğrettiği mutluluğu bulmaya çalışıyor, iyi hissetmenin yollarını arıyor, bunun formülünü verdiğini iddia eden kitaplar okuyor, seminerlere katılıyoruz. Moralimiz bozuksa “biraz kafa dağıtmalıyım”, acımız varsa “içip unutmalıyım” ya da “uyuyayım da geçsin” gibi yollar birçoğumuza tanıdık gelecektir.


Mutlu olma halinin balon gibi şişirildiği günümüz dünyasında acaba kaçımız mutlu olduğumuzda bunu fark edebilecek? Ya da şöyle düşünelim, hayatımızdaki tüm rahatsızlık veren duygulardan kurtulduk, her şey yolunda mutluyuz. Peki, şimdi ne yapacağız? Olumsuz duygu ve düşünceleri yaratma potansiyeli olan her şeye karşı verdiğimiz savaşı kazandık. Bir sonraki adım ne olmalı? Savaştan sonra ne yapacağını bilmiyorsan, bildiğin şeye yani savaşmaya devam edersin. Peki ya hayatı tüm renkleriyle, sana iyi gelsin ya da gelmesin tüm duygularınla yaşamaya ne dersin? Duygular yelpazesini sadece mutlu ve mutsuz kavramlarıyla sınırlamadan her duygunu yaşayıp tanıyarak devam etsen, eminim çok daha tatmin edici bir yaşam seni bekliyor olacak. Unutma ki, bütün canlılara özgü bir
tepkiyle biz bilmediğimizden tanımadığımızdan korkarız hep. Kederin anavatanı geçmiş, kaygının anavatanı gelecektir. İşte bu gelecekten korkmamızın sebebi onu bilmeyişimizden. Bilebilmenin tekyolu da tanışmaktan geçiyor, o da ancak “şu anda” gerçekleşebilir. Biz modern şehirli insanların spontane olamama durumunu makûs kader olmaktan çıkar ve “an’ı” yaşa. Gün sonunda yatağına yattığında “şimdi olacaktı ki ona şöyle derdim, öyle değil de böyle yapardım” sızlanmalarından kurtul.
Olumsuz duygu ve düşüncelerinle mücadele etme cinneti yaşamak yerine, hayatı tüm renkleriyle yaşayacağın bir cennete dönüştür.

 

 

Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişe gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında
                                Cemal Süreya

Please reload

Yazılarınızı bekliyoruz.

Birbirimize ilham olmaya devam.

info@yoga8nisantasi.com

22.12.2018

Please reload